Fetvahane

Müslüman bir aile Gayr-i Müslimlerin çocuklarını evlat edinebilir mi?

Müslüman bir aile Gayr-i Müslimlerin çocuklarını evlat edinebilir mi?

Soru: Amerika’da arkadaşım olan bir aile 10 sene evvel küçük bir çocuk evlat edindiler (niyetleri annesi babası ölmüş bir Amerika’lı çocuğu İslam’a kazandırmaktı.) Ardından bir ikincisini daha evlatlık edindiler. Üstelik kendilerinin de özürlü bir çocukları var. Şimdi evlatlıklar akil-baliğ oldular. Annelikleri olan arkadaşım onlarla yalnız kalamıyor, kocasının sürekli yanlarında olması gerekiyor. Bu durum hayatlarına maddi manevi çok yük getirmiş. Arkadaşımın ruh sağlığı bozulmuş “keşke bu yanlışı yapmasaydım” diyor.

Amerika’da bu ailede misafir olan M. İslamoğlu ailenin tutumunu övmüş ve kadına; “sen onların annesisin” demiş. Ben de “artık bu noktadan sonra çocukları sokağa bırakamazsın. Allah bir yol açana kadar bekle!” dedim. Çocuklar şimdi Amerika’da İslamî eğitim yapan bir okula gidiyorlar, ancak biraz özentililer. İsyankar davranıp aileyi üzüyorlar. Olay katlanılması güç bir halde. Allah rızası için benden ehli sünnete uygun fetva bekliyorlar.

Cevap: Kişinin başkasının çocuğunu evlat edinmesine “tebennî” denmektedir. Araplar tebenniyi/evlat edinmeyi gerek cahiliyede gerekse de İslam’ın ilk yıllarında uygulamakta idiler.
Cahiliyye devrinde kişiye, birinin rengi ya da görüntüsü hoş göründüğünde kişi onu, kendi ailesine katar, erkek evladının aldığı kadar mirastan ona pay verirdi.

Ayrıca onu, kendine nisbet eder, toplumda da “falanın oğlu falan” diye anılırdı. Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) de risaletle görevlendirilişinden önce Zeyd b. Harise’yi (radiyallahu anh) evlat edinmişti. Zeyd de, Mekke toplumunda “Zeyd b. Muhammed” olarak çağrılırdı.[1] Bu durum şu ayet-i kerime ininceye kadar devam etmiştir: “O (evlat edinilen çocukları) babalarına nisbet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha (doğru ve) adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah çok bağışlayandır çok merhamet edendir.”[2]

Bu ayet ile evlat edinme yasaklanmıştır. Çocukların gerçek babalarına nispet edilmeleri, babaları bilinmiyorsa “mevla/dost” ya da “din kardeşi” olarak olarak anılmaları emredilmiştir.[3] Böylece nesebten olan çocukların ve akrabaların mirastaki haklarının yok olması ya da ondan daha az almaları da engellenmiştir.

İslam “tebenniyi” kaldırdı. Fakat onun yerine herkese iyilikte bulunmayı emretti. Özellikle yetim ve bakılmaya muhtaç çocuklarla ilgilenmeyi teşvik etti. Allah Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem) de yetim çocuklarla ilgilenir, kendisine gelen hediyelerin önemli bir bölümünü onlara verir, meclisinde yer açardı. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) yetimlerin yetiştirilmeleri, gerekiyorsa evlere alınıp himaye edilmeleri ve haklarının korunması hususunda da ısrarla durmuştur. Bu noktada hassasiyet gösterenleri cennetle müjdelemiştir: “Yetimi koruyan ile ben cennette -şehâdet ve orta parmak gibi- yan yana olacağız.”[4] buyurmuştur. Bu hadis-i şerife göre Müslüman birinin kimsesi olmayan çocukları alıp yetiştirmesi büyük ecir kazanmasına vesile olur.

Fakat bu kesinlikle evlat edinme şeklinde olmamalıdır. Zira evlat edinme durumunda çocuk kendisine varis olmakta, bu durumda varsa kendi çocuğunun, yoksa kendisine varis olan diğer yakınlarının mirastaki payları ya iptal olmakta ya da azalmaktadır. Varislerin kimler olduğu bizzat ayeti kerimelerle belirlenişi dikkate alındığında, bu durum bir anlamda Allah Teala’nın tasarrufuna müdahale anlamına gelmektedir.

Ayrıca -ayet-i kerimede belirtildiği gibi- evlat edinen kişi ile çocuk arasındaki münasebet, evlatlığın kişinin çocuğu değil, dostu ya da din kardeşi olması şeklindedir. Buna göre çocukla evlat edinen kişiler birbirlerine namahremdirler. Bu yüzden evlat edinen eşlerle, karşıt cins olan evlatlıklar akil-baliğ olduklarında, kesinlikle baş başa aynı ortamda kalamayacakları gibi, seyahat de edemezler.
Ezcümle evlat edinme ayet-i kerime ile yasaklanmıştır.

Vahiy Efendimiz’le kesildiğine göre ilahi bir tasarrufla çıkış yolu beklemek yanlıştır. Fakat söz konusu kişiler kimsesiz çocuklara kol kanat gerdiklerinden hayırlı bir amel yapmış –inşaallah- büyük ecir almışlardır. Bundan sonra çocuklarla münasebetlerini birbirlerine namahrem olduklarını göz önünde bulundurarak yürüteceklerdir. Onlara önceden olduğu gibi maddi ve manevi destekte bulunmaya devam ederlerse bu da hayırlı bir amel olur.

Evlat edinen aileye çocukların gerçek anlamda ebeveyni olduklarını söylemek, evlat edinmeyi yasaklayan ayetle çelişmektedir. Ayrıca çocukların gerçek babalarını inkar edip onları evlat edinen kişiyi baba olarak kabul etmeleri ahiretlerini de zarar verir. Nitekim Efendimiz, babasını inkar edip başka bir kimseye mensup olduğunu söyleyen kişinin lanetlendiğini bildirmiştir.[5]
Not: Eğer bahsedilen çocuklar babalarından ya da bir kurumdan alınmamış sokak vb. yerlerde bulundular (lagîd) ve bu yüzden de babalarının kim olduğu bilinmiyorsa bu durumda çocukları bulan kişiler nesebleri meçhul olduğundan onlar üzerinde neseb iddiasında bulunabilirler.[6] Bu durum evlat edinmeden farklıdır.

[1] el-Cassâs, Ahkâmu’l-Kur’an, Beyrut, ty., III, 464.
[2] Ahzâb(33): 5.
[3] Bkz. Zekiyyuddin Şaban, el-Ahkâmu’ş-Şeriyye, Bingazi, 1993, s. 591.
[4] Buhari, Edeb/24; Müslim, Zühd/2; Ebû Davud, Edeb/131.
[5] Buhârî, el-Menâkıb, 5; Ferâiz, 26; Müslim, el-İman, 112, 14, 15.
[6] Muhyiddin Abdulhamid, el-Ahvâlu’ş-Şahsiyye, Beyrut, 1984, s. 371.

ETİKETLER:
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Positive SSL