Avrupa’da ipotekle ev almak caiz mi?

Gelen Suâl

Bazı kuruluşlar ve cemaatler Avrupa’da ipotekle ev almanın caiz olduğunu aktarıyorlar. Bu kafalarda karmaşıklığa sevk etmektedir. Lütfen bu konu hakkında bilgilendirebilir misiniz? Burada değindikleri kira ve ipotek bedellerinin aynı miktarlardan olması.

Cevap

Selamun Aleyküm. Hz. Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi vesellem) Darülharp olarak nitelediği, İslam coğrafyası içerisinde yer almayan memleketler de yaşayan müslümanların, müslüman yurtlarında yaşıyormuş gibi amel etmeleri gerekir çünkü aksi durum Din-i İslâm’ın sabitelerinin dışına çıkmak demektir. Örneğin faiz müslümana müslüman yurdunda nasıl haramsa, hiristiyan memleketlerde de öyle haramdır.

İpotekli ev alan bir kişi aldığı evi borç ile almış demektir. Bu borcu banka kredisi kullanarak almış ise doğal olarak  faize bulaşmış demektir. Faizinse dinimizde hükmü bellidir Avrupasında Türkiyesinde olmak bu hükmü değiştirmez. İpotekli ev alacak kişi alacağı evi, razı olduğu bir sözleşme ile vadeli olarak alacak ise durumun caiz olup olmayacağı farklı değerlendirmelere tabi tutulur. Şöyleki zaruri barınma ihtiyacı kapsamında kişi evi vadeli alacak fakat aldığı karşılığında verecekleri faiz etkisi yapacaksa, akde yani yazılı sözleşme ile sabit iki tarafında razı olduğu belgeye rağmen haram yola tamah edilmiş olunur. Amiyane tabir ile kişinin maddiyatta elini ayağını bağlayan bile bile sıkıntıya  zora sokan durumlar kısa vadede hissedilmesede uzan vadede kişinin kendinde veyahut ailesinde huzursuzluklara sebebiyet olurlar. Allâh muhafaza ya bakmakla yükümlü olunanların ihtiyaçlarında kısıtlama, karşılayamama veyahut boşanma gibi durumlara sebebiyet olunurlar.

Planımızı yaptık öderiz deyip hevesle girilen yollar bir müddet sonra eyvahımsı olumsuzlukları da beraberinde getirebilirler.

İpotek

İpotek, günümüzde risk yönetimi olarak isimlendirilen uygulamalar dahilinde ele alınan, kimi yönüyle Kurân ve Sünnete uygunluğu bulunan kimi yönüyle de tam tersi olarak Kurân ve Sünnet ile bağdaşmayan uygulamaları bünyesinde barındırır. İpotek yapmak caizmidir değilmidir buna yazımızın sonunda ayrıca değilelim.

Elhamdülillâh Müslümanım dediğimizde Müslümanlar için nedir kaide, yer mekan gözetmeden ona bakmalıyız. Çünkü yaptığımız her hareket CİHAD hükmü taşımaktadır. Müslümanın barış zamanı cihadı, eğer müslüman memleketinde yaşıyorsa nizamı korumak, müslüman olmayan memleketlerde yaşıyorsa nizamı tesis etmektir. Nizam Allâhü teâlanın, Hz. Muhammed aleyhisselatu vesselâm efendimiz ile tesis ettiği Kurân ve Sünnet esaslı düzendir.

İslam Hukuku

İslam hukukunda Murabaha gibi peşin alıp vadeli satmak vardır uygulanır fakat her kişinin yaptığı murabaha caiz hükmü taşımaz.

İslam hukukunda Mudarebe denilen sermaye ve emek ortaklığı vardır fakat her kişinin yaptığı mudarebe caizdir hükmü taşımaz.

İslam hukukunda Muşakara yani tarafların hem sermaye hem emek ortaklığı vardır fakat her kişinin yaptığı muşakarae caizdir hükmü taşımaz.

İslam hukukunda Karz-ı Hasen gibi geneli dostlar arasında  karşılıklı güven esasına dayalı yardımlaşmalarda yapılabilmektedir. Aldığınız kadarını geri getirirsiniz.

İslam hukukunda Teverrukte vardır acil ihtiyaç durumunda eldeki malın ucuza piyasaya sürülmesi gibi

İslam hukukunda İstisna denilen henüz ortada mal yokken yapılan anlaşmalar bu isimle adlandırılır.

Şimdi kardeşim sualinizin can alıcı noktasına gelirsek evet İslâmda İpotek yani Rehin almanın Rehin bırakmanın belirli ölçülerde yeri vardır. Bakarâ Suresi 283. Ayette yazdığı üzere her yapılan işin şahidi olması şarttır. Sualinize cevap olacak olansa vicdanınızdır. Faizle girdiğiniz bir ev alımı neticesinde İpotek konuluyorsa bu zaten tartışma konusu değildir. Vadeli olarak yaptığınız ev alımı neticesinde İpotek konuluyorsa bununda kendi içinde kıstasları vardır. İlki bir müddet sonra sizi ve tebanızı mağdur edecek faiz etkili bir akde bulaşmamanızdır.

Bir diğer husus ise dinimizde ipotek (rehin) işlemi sadece yazılı kaydın ve şahitlendirmenin mümkün olmadığı durumlarda yapılır. Dolayısıyla tarafların olduğu yerde alınan mala rehin şerhi koyulmasına caiz diyemeyiz. Yazılı sözleşme ortamı varsa yapılan sözleşme kişiler arasındadır alınan mala satıcı vadesinde ödeyemezsen bu mal benim olur diyemez. Böyle bir ödeyememe durumunda iş mahkemeye gelir ve kişiler arasında yapılan akde göre karar verilir. Burada mesele sözleşmenin noter kaydı altında belgelendirilmesi gerekliliğidir. Uçsuz bucaksız bir köyde veya çöl yerinde ipotek denilen rehin verme rehin alma işlemi Ayet ile sabit belgelendirme yapılamadığı için yapılır fakat alış verişi belgelendirmenin mümkün olduğu yerde ipotek yapılması ve üstüne ipotek yaptık parası alınması caiz değildir.

Din-i İslam mağduriyete müsade etmez. Eğer ipotek yapılmamış olsa mahkeme heyeti doğal olarak kişinin yaşayacağı mağduriyeti de dikkate alarak karar vermek durumun da kalacak. Bu durum örneğin bankanın ipoteklediği evi sizden biranda almasının ve kendi alacağını kurtaracak kadar değeri altında elden çıkartacak olmasının önüne geçecek. Fakat malesef yurdumuzda ve yurtdışında kanunlar buna müsait değil.

Sualinizde belirrtiğiniz bazı kuruluş ve cemaatler bir söz konuşurken örneğin;  İslami bankacılık İslami Yatırım gibi islami olarak başlayan finansal yapılanmaların kaynağı ingilteredir.!!! Siyonist sermayenin yönettiği finans sisteminin merkezi olan  ingiltereden çıkan uygulamaların, Allâhû teâlanın emir ve yasaklarına uygun olmasını beklemek saflık olur. Bahsettiğiniz bu kuruluş ve cemaatler bu saflığın içinde kendilerine yer bulmuş olabilirler ve hatta ipotekleme işlemi hangi durumlarda caizdir veya caiz değildir dememişlerde olabilirler!!! itibar etmemenizi tavsiye etmekteyiz.

Bakara Sûresi 282 ve 283. Ayetler de; Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah’ın kendisine öğrettiği şekilde yazmaktan kaçınmasın, (her şeyi olduğu gibi dosdoğru) yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın da borçtan hiçbir şeyi eksik etmesin (hepsini tam yazdırsın). Eğer borçlu, aklı ermeyen, veya zayıf bir kimse ise, ya da yazdıramıyorsa, velisi adaletle yazdırsın. (Bu işleme) şahitliklerine güvendiğiniz iki erkeği; eğer iki erkek olmazsa, bir erkek ve iki kadını şahit tutun. Bu, onlardan biri unutacak olursa, diğerinin ona hatırlatması içindir. Şahitler çağırıldıkları zaman (gelmekten) kaçınmasınlar. Az olsun, çok olsun, borcu süresine kadar yazmaktan usanmayın. Bu, Allah katında adalete daha uygun, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için daha elverişlidir. Yalnız, aranızda hemen alıp verdiğiniz peşin ticaret olursa, onu yazmamanızdan ötürü üzerinize bir günah yoktur. Alış-veriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Yazana da, şahide de bir zarar verilmesin. Eğer aksini yaparsanız, bu sizin için günahkârca bir davranış olur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz kendisine güvenilen kimse emanetini (borcunu) ödesin ve Rabbi Allah’tan sakınsın. Bir de şahitliği gizlemeyin. Kim şahitliği gizlerse şüphesiz onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilendir.

buyurur yüce Allâh azze ve celle.

Fetvahane

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Positive SSL