Soru: Günümüzde hızla ileryen teknoloji karşısında alternatif sunumlar gelmektedir. Bunlardan bir kaçtanesini sıralarsak peruk kullanmak ve saç ektirmektir. Fıtratımız açısından, Peruk kullanmak ve saç ektirmenin hükmü nedir?
İnsan fıtratı gereği örtünmeyi vazgeçilmez bir ihtiyaç olarak görür. Nitekim Hz. Adem (a.s.) ve Hz. Havva şeytana kanıp ağaçtan tattıklarında avret yerleri görünmüş ve hemen üzerlerini cennet yapraklarıyla örtme çabası içerisine girmişlerdi.[1]
İnsan fıtratıyla tam olarak örtüşen ve ona tercüman olan Kur’an-ı Kerîm’in[2] yücelerden gelişi nûzul, inzal ve tenzîl gibi kavramlarla ifade edilmiştir. Bu durum vahyin Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından olduğu gibi alınıp korunduğuna ve muhataplarınca da bu şekilde algılanması gerektiğine dikkat çekmektedir. İslam’a göre giyinmenin yüceliğine, insanı yüceltici özelliğine ve insanın ancak onunla göklerin kararına muktedi bir kul olacağına atıfta bulunmak ve bütün bunların fıtratla ilişkisini ortaya koymak için örtünme de Kurân-ı Kerîm’de “inzâl” (indirmek) kelimesiyle zikredilmiştir: “Ey adem oğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik(indirdik).”[3]
Süslenecek elbiseye dair fasl edici hükmü indiren Yüce Allah, Müslümanlara namaza giderken zinetlerini takınmalarını güzel ve temiz elbiselerini giymelerini de emretmektedir.[4]
İnzâl kavramının anlam örgüsü ve insan kalbini hakimiyet altına alıcı yönü örtünün esasta (detayda örf dikkate alınabilir) tarihî ve yerel unsurlarla sentez kabul etmediğini göstermektedir. Buna göre örtü Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) tarafından açıklandığı şekilde kadın ve erkekte ayrı olmalı ve fıtratı bozacak şekillerde tezahür etmemelidir. Çünkü şeytanın insanı saptırma yöntemlerinden biri de yaratılışı değiştirmekle gerçekleşen örtünme ve süslenme şekillerinde kendini göstermektedir. Kim böyle bir meyil içerisinde olursa şeytanın dediğini yapmış kabul edilir: “Onlara emredeceğim, Allah’ın yarattığını (fıtratı) değiştirecekler.”[5]
Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) fıtratı değiştirmek bağlamında değerlendirdiği ameliyelerden birisi de saç ekletmek ya da peruk takmaktır.
Çeşitli nedenlerden dolayı tabiî ya da peruk gibi sun’î saçlarla yapılan[6] saça saç ya da başka şeyleri eklemeye “vasl-ı şa’r” denir.[7]
Saç ekletmeyi fıtrata müdahale bağlamında değerlendiren Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem), “Yüce Allah saç ekleyene de ekletene de lanet etsin.” buyurmuştur.[8] Kadının saçlarının hastalıktan dolayı dökülmesi de lanet hükmünü değiştirmez. Nitekim Ensar’dan evlenen bir kızın hastalıktan dolayı saçları döküldüğünde yakın çevresi saçlarına saç eklemek isteğini Allah Resulü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) arz edince Efendimiz bir önceki hadisteki ifadeleri tekrar ederek müsaade etmediğini bildirmiştir.[9]
Hadislerde Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) saç ekleme işini yapan (el-Vâsıle) ve yaptırana (el-Mustavsıle) lanet etmesi bu işlemin haram olduğuna delalet etmektedir. Zira mübah bir işi yapan kişiye lanet edilmez.[10]
Fakihler saça eklenecek unsurların hükmü noktasında ihtilaf etmişlerdir. Buna göre Hanefî, Şafî ve Hanbelilere göre kişinin başına insana ait olan saçı eklemesi haramdır.[11] Hanefî fakihlerden Kâsânî kadının kendinden başka bir insana ait olan saçı başına eklemesini (tahrimen) mekruh olarak değerlendirmiştir.[12] Her nekadar Kâsânî farklı görüş belirtse de Hanefilerce tercih edilen fetva bu durumun haram olduğu yönündedir.
İmam Malik ve İbn Cerîr et-Taberî eklenen unsurun cinsinde bir ayrıma gitmeden saç ekletmenin her şekliyle haram olduğunu belirtmektedir. Hanefilerinde içinde yer aldığı çoğunluk ise insan saçıyla diğer unsurları birbirinden ayırarak birincinin haram, hayvan kılı ve yününden olan unsurları eklemenin ise caiz olduğunu ifade etmektedir.[13] Nitekim Kâdı İyâz insan saçına benzemeyen renkli ipek lifleri ve benzeri unsurları başa bağlamada bir sakınca olmadığını bildirmektedir.[14] Bu durumun caiz görülmesinde insanların kolay bir şekilde yapma saçların yaratılıştan olmadığını anlaması ve bu yüzden aldatılma ihtimallerinin düşük olması etkili olmuştur.
Saça insan saçı eklemek gibi, saçla örtülen bütün bölgeyi kaplayan ve peruk (bârûke) olarak bilinen yapma saçları takmak da haramdır. Çünkü peruk saç olarak isimlendirildiğinden, saça saç eklemek anlamında değerlendirilir ve hadis-i şeriflerde lanetlenen uygulama kapsamına girer. Ayrıca peruk dışardan bakıldığında saç olarak göründüğünden aldatma sakıncası içermektedir.[15] Peruk ve benzeri unsurları baş örtüsü olarak kabul etmek ise doğru değildir. Zira Kur’an-ı Kerim’de tarif edilen baş örtüsünün[16] nasıl olduğu ve nelerden oluştuğu akıl ve örf tarafından bilinmektedir. Ayrıca peruk tabi saçtan daha fazla zinet ve güzel olma özelliğine sahiptir. Yine onda aldatma, taklit, israf, kadının cazibesini gösterme ve erkeği tahrik etme gibi haram olmayı tekit eden yönler vardır.[17]
Buna göre saça saç ekletme olarak değerlendirilen peruk, başa eklenen hayvan tüyü, ipek lifi gibi diğer unsurlardan farklıdır. Bu yüzden kadın peruğu gerek dışarıda gerekse de mahremlerinin yanında takamaz. Müslüman kadının dışarıda peruk takmasının haram olması ise onun hem saç ekletme olarak kabul edilmesi hem de baş açık olduğunda oluşan etkiyi aynı şekilde vermesinden dolayıdır.
Peruk takmak, dar ya da vücut hatlarını gösteren elbise giymekten farksızdır. O halde müslümanlar bu tür konuları nassları modernitenin buyurgan esaslarına göre yorumlayarak değil, toplumu nasslara uyacak ya da onlara özgürlük tanıyacak bir ortama kavuşturarak çözmelidirler.
İçerisinde fıkhî olduğu kadar siyasî, ictimaî ve akidevî boyutlar da barındıran örtünme meselesi sadece müslüman kadının sorunu olmaktan öte bir konumdadır. Bu yüzden müslümanca yaşama hassasiyeti olan herkes imkanı ölçüsünde sorunun çözümüne katkıda bulunmak zorundadır.
Dipnotlar:
[1] A’raf 7/22.ü
[2] Bkz. Müslim, İman 63; Şibbîr Osmanî, Fethu’l-Mulhim, I, 109.
[3] A’raf 7/26.
[4] A’raf 7/31.
[5] Nisâ 4/119.
[6] Karadâvî, Fetâvâ Muasıra, I, 427.
[7] İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, I, 374.
[8] Buhârî, Libâs 81; Müslim, Libâs 33.
[9] Müslim, Libâs, 33.
[10] İbn Kudame, Muğnî, I, 93; Şevkânî, Neylu’l-Evtâr, VI, 191.
[11] Şeyh Nizâm, el-Fetâvâ’l-Hindiyye, V, 438; İbn Kudame, Muğnî, I, 93; Nevevî, Minhac, XIV, 103.
[12] Kâsânî, Bedâî’, V, 127.
[13] Bkz. Kâsânî, Bedâi’, V, 127; Şeyh Nizâm, el-Fetâvâ’l-Hindiyye, V, 438; Zeydan, el-Mufassal, III, 378; Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslamî, IV, 2681.
[14] Zeydan, el-Mufassal, III, 380.
[15] Zeydan, el-Mufassal, III, 380.
[16] Nur 24/31.
[17] Karadâvî, Fetâvâ Muasıra, I, 427.

